Beton; çimento, agrega, su ve katkı maddelerinin karıştırılmasıyla oluşan homojen bir karışımdır. Başlangıçta şekil verilebilen bir kıvamda olan ve zamanla katılaşarak sertleşen ve dayanıklılık kazanan beton, sudan sonraki en çok tüketilen malzemedir.  Geleneksel beton üretiminin aksine hazır beton tesislerinde özel otomasyon programlarıyla tasarlanan ve üretilen betonlar,  basınç dayanımı ve dürabilite gibi niteliklerine göre sınıflandırılarak üretilmeye başlanmıştır. Bugün bu özel tesislerdeki betonlar, hassas tartım üniteleri yardımıyla bütün beton sınıflarını üretecek kapasitededir.

Betonlar, standartların belirlediği sınıflara göre ayrılırlar. Betonların dayanıklılığını özetleyen bu sınıflandırmalar kısaca C16/20, C20/25, C25/30, C30/37, C50/50 gibi kodlarla anılırlar. C kodu İngilizce ‘Concrete’ yani Beton’dan gelmektedir. Beton sınıfının ilk sayısı silindirik basınç dayanımını, sonraki sayı ise küp basınç dayanımını temsil etmektedir.  Bu kodlar betonların bir santimetre karede dayandığı ortalama yüke göre belirlenmiştir. Örneğin C20/25’ den alınan silindir beton numunesi bir santimetre karesi 200 kilogramlık bir yüke dayanabilirken C30/37 silindir betonlar santimetre karede 300 kilogramlık yüke dayanır. Taşıyıcı yapılarda kullanılan en düşük beton sınıfı olarak C30/37 kullanımı gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle deprem bölgelerinde kullanımı son derece gerekli görülen C30/37 betonların, yüzde yetmişi 1. ve 2. derecede deprem kuşağında yer alan ülkemiz için yapısal betonlarda en düşük beton sınıfı olması gerektiği söylenebilir.

C30 betonlar, yalnızca daha yüksek yük dayanımına sahip olmalarıyla değil, aynı zamanda reçetelerinde uygulanan su/çimento oranlarıyla da dürabil ve geçirimsiz betonlar oldukları için daha uzun süre, içinde bulunan yapısal çeliği koruyarak korozyonu engeller ve yapı güvenliğini sağlar. Beton tasarımında kullanılan bağlayıcı miktarı kadar su/çimento oranı da betonun çevresel faktörlerden ne denli etkileneceğini de belirler. Örneğin, İstanbul ya da İzmir gibi kentlerde betonların nem ya da havadan taşınan klor kaynaklı korozyona uğramaması için kullanılan betonların su/çimento oranının 0.50’i geçmemesi gerekir. Üstelik üretimi için gereken hammaddeler, tesis ve ekipman gibi unsurlar C20/25 gibi düşük dayanıma sahip betonların gerektirdiğinden farklı olmadığı için C30/37 betonların üretilmesinde farklı tesislere ya da hammaddelere ihtiyaç duyulmaz. Böylece kolaylıkla depreme ve çevresel faktörlere dayanıklı C30/37 betonlar kullanılarak depreme dayanıklı yapılar inşa edilebilir.

Bu yazılar da hoşunuza gidebilir.

Diğer Yazılar:Beton Hakkında

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.